Cumartesi, Aralık 04, 2010

SEYAHAT-SIHHAT-SONBAHAR GÜZELLİKLERİ

SEVGİLİ DOSTLAR;RESİMLER SONDAN,BAŞA DOĞRU GİDİYOR..YANİ GEÇTİĞİMİZ HAFTA SONUNDAN,ÖNCEKİ HAFTAYA DOĞRU..
GEÇEN HAFTA SONU BERABERCE,BOLU'YA GİTİĞİMİZ ARKADAŞIM,ALADĞLARDA YAŞADIĞIMIZ TEFEKKÜRİ COŞKUDAN MÜLHEM,YAZARIN BİRİ DER Ki;"SEYAHAT ETMEYEN İNSAN,KAİNAT KİATBININ HEP AYNI SAYFASINI OKUMAYA DEVAM EDİYOR DEMEKTİR"GİBİ GÜZEL BİR SÖZ SÖYLEDİ..
BEN DE,KEŞKE KAİNAT KİATBINI OKUYABİLSEK TE,AYNI SYFAYI TEKRARLASAK DİYORUM..
B FAKİR,KİTABIN RESİMLERİNE BAKIP GEÇEN ACEMİ OKUYUCULARDAN OLMAKLA BERABER,RESİMLERİNİ ÇEKİP SİZ "OKUYUCU"LARLA PAYLAŞARAK ŞAHSİ İSTİFADESİNİ DE ARTIRMAK ARZUSUYLA BU RESİMLERİ,NAZAR-I MÜTALAANIZA DA ARZETMEKTEDİR..İYİ SEYİRLER..

ALADAĞLAR SPOR KAMPINDAN,HAYAT YOLCULUĞUNU HATIRLATAN BİR KÖPRÜ CÜK..


VE KÖPRÜNÜN ALTINDAN GEÇEN DERECİK..
BU DERECİĞE MENBA TEŞKİL EDEN GÖLETTEN BİR MANZARA






ORMAN VE ZEMİN..HALI GİBİ..ÜSTÜME BASIP GEÇME,BENİ DE GÖR DERCESİNE NAKIŞLI SÜSLÜ



VE ALDAĞLAR YOLUNDA,ALADAĞLAR KADAR SERİN,MEŞHUR GÖLCÜK..
ÖNCEKİ HAFTA SONUNDA,BAHÇECİĞİMİZDE KENDİNİ SON BİR DEFA HATIRLATAN,İSMİNİ HANGİ HANIMIN ELİNDEN İLHAMEN VERMİŞLER BİLMEM AMA,KOKUSUYLA MEST EDEN GÜZEL ÇİÇEK..
EN AZ İLKBAHAR KADAR ETKİLEYİCİ,SARI YAPRAKLARLA SÜSLENEN SONBAHAR YEŞİLLİKLERİ..

VE BAHÇEDE BİZİMLE OYNAMAKTAN BÜYÜK ZEVK ALAN,HER DAİM HAMD EDEN,HAMDİ MİZ..SARI-YEŞİL VE KAYISI AĞACIYLA NE KADAR HOŞ BİR KOMPOZİSYON..

TRABZON HURMASI NIN YAPRAKLARI.VE MEYVELER
MEYVESİ GÜZEL DE,ŞU YAPRAKLARDAKİ,SAN'ATI,KOMPOZİSYONU NASIL GÖRMEZDEN GELİP,MEYVELERİNİ HAMDİNİN YEM YEMESİ GİBİ YİYEBİLİRİZ..




"HİÇ BAHAR YAŞAMAMIŞ
,GÜZ GÜLLERİ NDEN"ONUN BAHAR YAŞAMAMASI,GÜZELLİĞİNİ -KIYMETİNİ DÜŞÜRMEZ Kİ..NE KADAR ZARİF VE UYUMLU RENKELRDE YARATILMIŞ..

SADEC BU YADA AÇAN,KAR'I KARŞILAYAN BU KASIM ÇİÇEKLERİNE NE DEMELİ..PEMBESİ AYRI GÜZEL,BEYAZI BİR BAŞKA GÜZEL..






VELHASIL,OKUYABİLENE NE MUTLU..
OKUDUKTAN SONRA,AYNI SAYFA DA OLSA BENCE MAHZURU YOK..HATTA EZBERLESEK BİLE YERİDİR BU SAYFALARI..

Etiketler: , , , , , , , ,

Cumartesi, Nisan 18, 2009

LALE ZAMANI

TARİHİN BİR DÖNEMİNE İSMİN VERMİŞ LALE.
TARİH TEKERRÜRDEN İBARET DENSE DE,YAŞANAN HİÇ BİR ANIN TEKRARI MÜMKÜN DEĞİL HAYATTA.
SADECE BENZERLİKLER SÖZ KONUSUDUR.
ZİRA HİÇBİR ŞEY MÜSTEKAR(DEĞİŞMEZ,KARARLI)DEĞİLDİR ŞU FANİ DÜNYADA
BU BAKIŞLA,OLSA OLSA,MODERN ZAMANLARIN LALE ZAMANI DİYEBİLİRİZ YAŞADIKLARIMIZA.
BİR LALE DEVRİ DEĞİL YANİ.
AMA BU BİZİM NE TEFEKKÜRÜMÜZE,NE DE KEYF ALMAMIZA MANİ DEĞİL ELBETTE.
YILLAR ÖNCE BU MEKANIN VERDİĞİ İLHAMLA YAZDIĞIMIZ ŞİİRLE,2009-17 NİSAN CUMA GÜNÜ ÇEKİLMİŞ RESİMLERİ TEMAŞA EDİNİZ.

EMİRGANDA BAHAR

Emirgan korusundayım,
Gün ikindi, mevsim bahar.
Ömrüm?
Bilmiyorum,belki de akşam.
Ve aklımda yar.

Seyreyliyorum baharı.
Görüyorum ömürden giden günleri,
Dallarda ,çiçeklerde..

Bir hafta önce tomurcuk olan laleler,
Şimdi solmak üzereler,
Kupkuru olan erguvan dalları,
Çiçeklerini taşımakta zorlanıyor,
Mor salkımlarla beraber,
Hele de süs kirazları.

Sere serpe hercailer,
Neşeyle gülümseyen çuha çiçekleri,
Açılıp solmalarıyla hissettiriyor insana zamanı
Ve,yaşamadan,düşünmeden harcadığı her anı..

Başlıyor hafif bir nisan yağmuru
Bir sevinç kaplıyor bütün koruyu..
Damla damla iniyor rahmet,
Ayırmadan ıslatıyor, yaşı-kuruyu

Meşelerden, at kestanelerinden,
Coşkuyla fışkırıyor açık yeşil filizler, püskül püskül.
Cilveleşerek daldan dala uçuşuyor kuşlar,
Az ötede, açmakta olan goncaya,
Serenad yapıyor bülbül.

Kimbilir böyle kaç bahar yaşadı,
Koca dünya,bu koru ,şu ulu çınar,
Yemek yediğimiz köşk,
Karşımızdaki muhteşem boğaz,
Ve kıyısınca, saraylar- yalılar?

Ve nerede şimdi?
İçinde salınmayınca yar,
Köşkü –sarayı istemeyenler,
Ve salınıp gezen sevgililer.

Emirgan korusundayım,
Mevsim bahar ,akşama erdi gün…
Ömür,bir anmış bahardan,ya da bir gün.
Sadece, kimine akşam…kimine biraz erken...

Dr.Zekeriya Gür


KAHVALTI MASASINDAN

VE SONRASI.............


























Etiketler: , , , , , , , ,

Salı, Kasım 20, 2007

SONBAHARDA KATMERLİ BİR GÜNEYDOĞU HAREKATI-G.ANTEP-URFA

Arkadaşlar,
Ben blog yazarımızdan şikayetçiyim.Sizi nelerden mahrum ettiğini bilseniz siz de bana hak verirsiniz.
Şöyleki;daha bloglar icad olmadan,ben ona dedim ki;seyahatlere seni de götüreceğim ama,ben resimleri çekeyim,sen yazılarla bunları anlat.Güzel bir ''resimli seyahatname''miz olsun..fakat o yazmadı,ben resim çekmeye devam ettim.Bu arada,sanatçıya baskı olmazmış,ısrarla yazamazmış vs..bahanelerle,sizleri bütün doğu anadoludan,karadenizden,egeden,hatta kıbrıstan mahrum etti..bilesiniz.
Bu arada beni kandırıp(!)bir güzel gezdi..haberiniz olsun.Şimdi de,Sıla-i Rahimde anons ettiğim üzere son seyahati onun yazmasını bekledim..sağolsun yazmış.Ama,koca seyahati,bir syafacığa sıkıştırdığı yetmezmiş gibi,Katmer gibi,hakkında şiirler yazılan katmerli mühim bir hadise-i taamiyeyi iki satırla geçiştirmiş.Ben de o latif ve leziz taamın resimlerini onun yazısının önüne alarak bu mühim hata ve hürmetsizliği telafi etmeye çalıştım.Resim altı en didaktik(!) yazılar bana,aşağıadaki metin yazarımıza aittir.


KATMER 1
KATMER 2


KATMER 3



KATMER 4 (YEMEDEN ÖNCE SEYRET)

Kasım, Günaydoğuyu ziyaret için çok uygun bir seçim imiş. Hava ne soğuk ne sıcak; pek güzel.

İlk durak Gaziantep. Daha önceki gidişimizde Kurban bayramı idi ve yemek yiyebileceğimiz hemen her yer kapalı idi. O yüzden o ziyaretimizi saymıyorum. Bu gidişimizde ise Antep'te yaşamadığıma çok memnun oldum. Zira aksi takdirde kapılardan sığmazmışım. Nasıl leziz bir gelenek..
Özellikle İmam Çağdaş'ı anmak isterim. Gaziantep mutfağını fevkalade temsil ediyor. O simit kebabı, o Ali nazik, o patlıcanlı öyle mi güzel olur!..

Gaziantep esnafı çok efendi. Size müşteri gibi değil, misafir gibi muamele ediyor. İlla da satmaya çalışmıyor. Mesela son gün kahvaltımızı katmer ile yapmak istedik. Dört yetişkin, bir çocuk dörtbuçuk porsiyon istedik. Usta '' ben üç tane vereyim, yetmezse devam ederiz'' dedi. Gerçekten de porsiyonlar büyüktü ve üç tane ile doyduk. Böylece sonunda katmer ile tanışmış oldum ve çok memnun oldum.

Eski camilerde çok hoş bir detay dikkatimi çekti. Minarelerin taş oymaları arasında tabak şeklinde renkli seramikler uygulamışlar. Çok yakışmış.

Müzesi bölgedeki en büyük ikinci müze imiş. Mozaiklerle dolu. Eski insanların çok mu vakti varmış?

Urfa'da Halilürrahman dergahını ziyaret ettik. Cuma namazını Mevli-i İbrahim camiinde kıldık. Hz. İbrahim'in doğduğu mağarayı, ateşe atıldığı mancınıkların yerini, ilk düştüğü ve ateşin suya dönüştüğü yeri gördük. Büyük bir yeşil alan ortasında yer alıyor. Muhteşem bir kayalığa sırtını vermiş.

Aziz ve mualla Üstadımızın yıkılmış mezarını gördüm. Kader-i İlahi onun vasiyetini nasıl da zalim eliyle gerçekleştirmiş!..

Kaleye merdivenle çıkıp, dağın içinden döne döne taş merdivenlerden, tünelden inebilirsiniz.

Gölün kenarında yürürken balıklar yanınız sıra yüzerek size eşlik ediyor. Evcil hayvanınızı gezdirir gibi hissediyorsunuz. Yem verdiğinizde balıklar adeta birbirinin üstüne çıkıyorlar.

Ve rehber çocuklar.. O çok sevdiğim doğulu şivesi ile ''Abey, tarihini anlatiim mi?..'' diye etrafınızı sarıveriyorlar. Bozuk param elverdiği kadar anlattırıyorum. Kitaptan okur gibi rutin bir ses tonu ile anlatıyorlar; bayılıyorum. Valilik ve emniyet bu çocuklara ingilizce kursu veriyormuş. Merakımdan biraz da ingilizce anlattırıyorum. Kürt aksanı ile ingilizceye doyum olmuyor.

Bir yazı dikkatimi çekiyor: Halilürrahman taziye evi...Bu da ne demek şimdi? Öğreniyorum ki buralara ait bir gelenek. Cenazesi olanlar taziyeleri buralarada kabul ediyorlarmış; ilginç!..

Ve dönüş Adana havaalanından. Beni uçakta görenler, ilk kez uçtuğumu sanabilir. Öylesine bir coşku..Oysa yirmi yıldır aralıklarla uçuyorum. Ama Allah'ın rahmet eserlerini bir de yukarıdan görmek, bitmeyen bir heyecan. Zekeriya Bey bir centilmen olduğu için her defasında cam kenarını bana ikram ediyordu. Ama bu sefer de kendisi rahat resim çekemiyor, mahrum oluyordu. Buna da formül bulduk. Check in yaparken yerlerimizi arka arkaya alıyoruz. Böylece ikimiz de cam kenarında oturabiliyoruz.

Bilahere Osmaniye'ye yaptığımız sıla-i rahim ziyaretini fotoğrafçımız,duygusalımız bloğunda anlatmış.





G.ANTEP MÜZESİNDEN 1 2


3

4

KURUTLMUŞ SEBZELER


BİREBİR ÖRNEĞİ HALEPTE BULUNAN G.ANTEP KALESİNDEN


KALE PENCERSİNDEN(!) YAKINDAKİ,MİNARESİ TABAKLI BİR CAMİ



KALEDEN BİR TARİHİ GÖRÜNTÜ.. (DEĞİL TABİİ,YAZARINIZ)


URFADAYIZ..MEVLİD-İ İBRAHİM CAMİİ


URFA KALESİNDE,HZ.İBRAHİMİN ATEŞE ATILDIĞI MANCINIĞIN YERİNE YAPILMIŞ TARİHİ SÜTUNLAR.YANİ ÇOĞUNUN ZANNETTİĞİ GİBİ BU SÜTUNLAR MANCINIĞIN AYAKLARI DEĞİL.


HZ.İBRAHİMİN SELAMETİNİN NETİCESİ..SU VE YEŞİLLİKLER

KALEDEN İNİŞ Mİ OLUR(OLURMUŞ DEMEK..)


MAKAM-I İBRAHİM(DOĞDUĞU RİVAYET EDİLEN MAĞARA


MAKAM-I ÜSTAD BEDİÜZZAMAN(MALUM TECELLİ..BKZ.www.bizimekip.blogcu.com/Ateş Böceği)

VE O MAKAMIN YANINDA,KADİRŞİNAS URFALILARIN SAHİP ÇIKTIĞI ÇEŞMESİ

AYN-I ZELİHA

MALUM BALIKLAR..İSTİFLİ HALLERİ DEĞİL..BEDAVA YEM MÜCADELESİNİN RESMİ (EKMEK EL DEN,SU GÖLDEN..BUNLAR İÇİN SÖYLENMİŞ OLSA GEREK,ÜSTELİK KEDİLER BİLE YEMEYE TEŞEBBÜS ETMİYOR )

KLASİK BALIKLI GÖL MANZARASI

BURASI DA,HZ.İBRAHİMİN İLK DÜŞTÜĞÜ NOKTA.

VE DÖNÜŞ YOLU KALSİĞİ,UÇAKTAN RESİMLER;BERDAN BARAJI

MAALESEF,ADANANIN KİRLİ HAVASI VE TOROSLARIN ZİRVELERİ

VE ÇUKUROVANIN VERİMLİ TARLALARI

Etiketler: , , , , , ,