Cumartesi, Mayıs 21, 2011

1 SAAT TEFEKKÜR 1 SAAT YÜRÜYÜŞTEN KEYİFLİYDİ.!

AZİZ DOSTALAR,
BİR ÖNCEKİ YAZIDA BAHSETTİĞİMİZ ASUDE GÜNÜN AKŞAM ÜZERİ,YAKIN ÇEVREYE YAPACAĞIMIZ 1 SAATLİK BİR YÜRÜYÜŞLE BU GÜZEL  GÜNÜ TAMAMLAYALIM DEDİK. 
BAKTIM Kİ HAMDİ EFENDİ BAHÇENİN ORTASINDA,SIRTÜSTÜ YATMIŞ GÜNEŞLENİYOR, MAKİNEYİ ALIP GELENE KADAR,ETRAFTAN DUYDUĞU SESLERDEN BU POZİSYONU ALMIŞ BULDUM..BEHÇEYİ ONA EMANET EDİP ÇIKARKEN DE, DAHA ÖNCE RESMİNİ KOYMADIĞIMI FARKETTİĞİM LEYLAK IMIZIN AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFINI ÇEKEREK YÜRÜYÜŞE BAŞLADIK.

 ETRAFTAKİ BİNA İNŞAATLARINA HENÜZ MARUZ KALMAMIŞ KISIMLARDA AÇMIŞ KIR PAPATYALARI VE ARASINDAKİ GELİNCİKLER  BİZİ DE GÖR, BİZİM TESBİHLERİMİZ DE DUYUN DERCESİNE GÜLÜMSÜYORDU..

 500 M.KADAR İLERLEDİKTEN SONRA BAŞLAYAN TARLALARDAKİ EKİNLERLE ELELE,TESBİHATLARINI  SALINARAK TAKDİM EDEN GELİNCİKLERLE YOLCULUK DEVAM ETTİ..

 TARLANIN HEMEN KENARINDA, BİR UĞUR BÖCEĞİ, BİR BAŞKA BÖCEKLE SANIRIM AKŞAM YEMEĞİNİ PAYLAŞIYORLARDI..
 VE ÇİÇEK AÇMIŞ YONCALAR,KİM BİLİR KİMİN KISMETİ OLMAK ÜZERE ETRAFTA SAÇILIP, SERPİLMİŞ HAYAT SÜRÜDÜRÜYORDU..
 BEREKETLİ TRAKYA TOPRAĞINDA  EKİNLER BAŞAĞA DURURKEN,TARLALAR ARASINDAN UZANAN TRAKTÖR YOLU,ÇOK HOŞ BİR MANZARAYLA,İNSANI YÜRÜMYE DAVET EDİYORDU..

 BU DAVETE SABIRSIZLIKLA İCABET EDEN, SEYAHAT VE TEFEKKÜRDEN USANMAZ VE DOYMAZ SEYYAHIMIZA SESLENDİM..DAHA GÜNEŞ BATMADAN ARZ-I ENDAM EDEN MEHTABA DA BAK..

 VELHASIL,YER AYRI GÜZEL,GÖK AYRI GÜZEL..UFUKLAR AYRI GÜZEL,YAKINLAR AYRI GÜZEL..BİTKİLER AYRI GÜZEL,TOPRAKLAR AYRI GÜZEL..

 YA ŞU DİKENLERE NE DEMELİ..DİKENLERİNİN ÇİÇEKLERDEN, DAHA SANATSIZ,DAHA ZARAFETSİZ OLDUĞUNU KİM İDDİA EDEBİLİR?



 HER BİRİ O KADAR ZARİF VE GÜZEL Kİ,TOMURCUĞU, OLGUNUNDAN AYIRAMADIM..HEPSİNİN RESMİNİ KOYDUM..


 ŞU MAVİ ÇİÇEĞİN ASALETİNİN,GÜZELLİĞİNİN,ZARAFETİNİN..SARI YAHUT KIRMIZI ÇİÇEKLERDEN AZ OLDUĞUNU KİM SÖYLEYEBİLİR..
DEMEK,GÜZELLİK;ÇİÇEKTEN VEYA RENKTEN DEĞİL,USTASINDAN, SANATKARINDAN GELİYOR Kİ, DİKENİ DE GÜZEL-GÜLÜ DE..
 AĞACI DA HOŞ, DALI DA..
 OVASI DA HOOŞ..DAĞI DA..
 TARLASI DA HOOŞ,BAĞI DA..

 (VATANDAŞ, CEVİZ AĞACININ ALTINDA, AKŞAM  YEMEĞİNİ DE HALLETMEYE HAZIRLANIYOR..)
 ŞİFALI ALUÇ MEYVESİNİN ÇİÇEĞİ..
( TÜRKÜDE CEVİZİN YAPRAĞI YEŞİL DESE DE, SADE SOLARKEN DEĞİL,TAZE ÇIKARKEN DE SARI OLDUĞUNUN RESMİ!)
 AĞACI DA HOOŞ,YAPRAĞI DA..NADASA BIRAKILMIŞ TOPRAĞI DA..

 10 SENE ÖNCE, BOM BOŞ OLAN YERLERDE ŞİMDİ BİNALAR YÜKSELİYOR..KİMBİLİR BU YEŞİL TARLALAR DAHA KAÇ SENE BÖYLE KALIR..

 BUNLAR DA, SON ZAMANLARIN GÖZDE YAĞ BİTKİSİ, KANOLA..
KAİNAT KİTABININ TRAKYA FORMASINDA,  AYÇİÇEK TARLALARINA, SARI ÇİÇEKLERİYLE,  YENİ AÇILAN SARI SAYFALAR OLARAK,   RAKİPOLACAĞA BENZER..





 VE BAHARDA TARLA VE YOL KENARLARININ,VAZ GEÇİLMEZ SÜSÜ GELİNCİKLERİN ZARİF TOMURCUK VE GELİN CİK HALLERİ..


VE 1 SAATLİK,YÜRÜYÜŞ,TEFEKKÜR- TEMAŞA KEYFİNE, UZANIP GİDEN TARALALAR, ELEKTRİK TELLERİ ARKASINDAN,GURUP EDEN GÜNEŞLE VEDA EDERE DÖNERKEN;
"SUBHANE MEN TAHAYYERE Fİ SUN İHİL UKUUL..VE SUBHANEKE MA ZEKERNAKE HAKKA ZİKRİKE YA MEZKUR.."
YANİ KISACA MEALEN;
(İLAHİ SANATLARIYLA AKILLARI HAYRETTE BIRAKAN,CENAB-I HAKKI TESBİH EDERİZ..VE YARABBİ SENİ HAKKIYLA ZİKİR VE TESBİH ETMEKTEN ACİZİZ..)
DİYE İTİRAFLA BU SAYFAYI DA ÇEVİRİYORUZ.
YENİ SAYFALARDA BULUŞMAK ÜMİDİYLE
BOL TEMAŞA VE VE TEFKKÜRLÜ GÜNLER DİLERİZ..

Etiketler: , , , , ,

Çarşamba, Kasım 28, 2007

YENİ BİR SEYAHAT,YENİ BİR YAZI(PRAG'DA SON BAHAR)

Uzun yazacak değilim.Ama,bir defa bu işe başlayınca,hiç yazmamak,sizlere bilgi vermemek,birazcık sadakatsizlik ve haksızlık gibi geliyor insana.Bu itibarla,kısa da olsa yazmaya mecbur hissediyorum kendimi.

Bu sefer yönümüz batı ve kuzey karışımı,soğuk bir memlekete idi.(22-25 Kasım,Prag-Çek Cumhuriyeti Başkenti)Yine bir mesleki toplantı dahilnde cereyan etti seyahatimiz.Gündüzler toplantılarla geçmese de,güneşli veya parçalı bulutlu bir gün olmadı zaten 3 gün zarfında.Resimlerde görüldüğü gibi,geceler daha güzeldi ve toplantı da yoktu.Soğuk olsa da,resim çekmeye mani değildi.Biz de değerlendirdik sizin için.
Nazi istilası görmüşler,bizden mamurlar.Komünizmden yeni kurtuldular,bizden daha demokratlar,gsmh bizden fazla,toplam nüfus on milyon küsur,ihracat yüz milyon USD dan fazla,daha fazla sayıp ta moral bozmaya lüzum yok. Merhum Akifin dediği gibi,işleri dinimiz,dinleri işimiz gibi özetle.
Çok güzel kiliseleri,katedralleri var ama,maalesef,ekseriyet resmen ateist,ehl-i kitap bile değil.Her neyse,uzatmayıp resimlere geçelim.

Dünyada,ne güzellikte,ne çirkinlikte emsalini görmediğim,İstanbulun Karadenize açılışının resmi
Halen resmi dairelerin bulunduğu,kraliyet sarayı
Vldava nehri üzerindeki meşhur Charles Bridge
İstirahate çekilmiş martılar

Kale içindeki Katedral
Kaleden bir Prag manzarası

Meşhur köprü üzerindeki heykellerden.(Yorumsuz)

Ve Pragda mehtap,(sanırım Ulusal müzeydi)Tarihi eserler onunla daha güzel

Etiketler: , , , ,

Pazar, Mart 04, 2007

NETİCE OLARAK, AY TUTULDU

Yazıdan anlaşılacağı üzere, elimizde olmayan sebeplerle,kendi çektiğimiz resimlerden değil..Çekenlerin eline sağlık.

Haftalar önceden, telefonuma kaydetmiştim hatırlatsın diye. O gün ve akşam hava berrak olunca, açık bir görüş mümkün olacak diye sevinmiş ve ümitlenmiştim. Ama akşamın ilerleyen saatlerinde bulutlar gökyüzünü kapladı.

Netice: Kısmetten öte yol yok!..

Biz göremediysek de görenler gördü; takvimlerin en güzeli, renkten renge, halden hâle girerek, ''semanın müzeyyen tavanında ayı nurlu bir kandil yapan Zat-ı Münir-i Kadir'in'' (cevşen:67.4) her şeyde nihayetsiz güzellikler yarattığını, faydalarla güzellikleri içiçe sardığını ve güzelliği teksir etmeyi ne çok sevdiğini anlattı durdu.

Netice: ''Evet, insanın mâdem bir sofra-i ni’meti semâvât ve arz ise ve o sofradaki ni’metlerden bir kısmı şems, kamer, gece, gündüz gibi şeyler ise, elbette insana müteveccih olan ni’metler had ve hesâba gelmez.'' Sözler: 387

Bir örneğini son güneş tutulmasında gördük; takvimcilik yapan sevgili ay, minicik cüssesi ile güneşe perde oldu. Şimdi de dünyaya nisbeten bir avuç bulut, bütün manzarayı kapattı.

Netice: Nice küçük mâniler, nice büyük hakikatlerin görülmesine engel olabilir.

Oğlumun '' ayın görülmesi olay olmuyor da görülmemesi mi olay oluyor?'' diye yorumladığı ay tutulmasının, unutulmaz ve muhteşem bir numunesini seneler önce izleme şansım olmuştu. Bir daha yâ kısmet.


Tripot ve Kamerasıyla kala-kalan,ekip arkadaşı da şöyle söyleniyordu..

''Dünya böyle işte ya!ay tutulurken ya kameramız olmaz,ya bulut kaplar..hava berrak olur,bize kısmet olmaz..ama,eminim,levh-i mahfuz kayıtları orjinalini aratmaz..Cenab-ı Hak, EN SEVGİLİLERin,yorumlarıyla seyretmeyi nasip etsin..''


''Yani, semânın müzeyyen tavanına, güneş gibi ışık verici, ısındırıcı bir lâmbayı takmak; gece gündüz hatlarıyla, kış yaz sahifelerinde mektubât-ı Samedâniyeyi yazmasına bir nur hokkası hükmüne getirmek; ve yüksek minâre ve kulelerdeki büyük saatlerin parlayan akrepleri misillü, kubbe-i semâda kameri zamanın saat-i kübrâsına bir akrep yapmak; mütefâvit çok hilâller sûretinde her geceye güyâ ayrı bir hilâl bırakıp, sonra dönüp kendine toplamak; menzillerinde kemâl-i mîzanla, dakîk hesapla hareket ettirmek; ve kubbe-i semâda parlayan, tebessüm eden yıldızlarla göğün güzel yüzünü yaldızlamak, elbette nihayetsiz bir saltanat-ı rubûbiyetin şeâiridir, zîşuura onu iş’âr eden muhteşem bir ulûhiyetin işârâtıdır; ehl-i fikri imâna ve tevhide dâvet eder.'' Sözler:553

''Nasıl ki, güneşin gurûbu, akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf ve husûf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir. Yani, gece ve gündüzün nurânî âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medâr olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını, o vakitte bir nevi ibâdete dâvet eder. Yoksa, o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesâbiyle muayyen olan ay ve güneşin husûf ve küsûflarının inkişafları için değildir.''Sözler:287


Netice olarak:

''Gece gündüz, güneş, ay, hepsi O’nun âyetlerindendir. O halde güneşe ve aya değil, onları öylece yaratana secde edin, eğer O’na ibadet ediyorsanız! ''Fussilet: 37

Etiketler: ,